Haber

CHP Üsküdar İlçe Başkanı Atalar: Ön seçim şart, bu sefer atı biz alacağız

14 Mayıs seçimlerinin ardından ‘değişim’ tartışmalarının başladığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde gözler, büyük kurultay öncesi ilçe teşkilatlarında devam eden delege seçimlerinde. Son olarak geçtiğimiz hafta sonu CHP Üsküdar İlçe Teşkilatı’nda yapılan seçimlerde 24 delege seçildi. İlçe Kongresi’nde delege adayları arasında yer alan eski İstanbul İl Başkanı ve eski Milletvekili Gürsel Tekin, delege seçilemediği için listeden çıkarıldı.

Seçimlerde İbrahim Çağlar Atalar yeni Üsküdar İlçe Başkanı oldu. Mimar Sinan Hoş Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Fakültesi mezunu ve 2009 yılından bu yana CHP üyesi olan 42 yaşındaki Çağlar, İlçe Başkanlığı seçimlerinde diğer adaylardan Onur Cingil’den iki oy fazla aldı.

‘Değişimci’ ve ‘merkezci’ tanımlarını sığ bulduğunu belirten Çağlar ile CHP Üsküdar İlçe Teşkilatı’ndaki seçim sürecini, parti içi tartışmaları, 14 Mayıs seçim sonuçlarını ve yerel seçimleri konuştuk. Yerel seçimlerde aday belirleme sürecinde ön seçim yapılmasının şart olduğunu söyleyen Çağlar, Üsküdar’da bu seçimde atı alacakların kendileri olacağını söylüyor.

‘HEYECANLI SEÇİM SÜRECİ GEÇTİ’

İlçe Başkanlığı seçiminde adaylar çok yakın sonuçlar elde etti, az farkla kazandınız. Üsküdar’da nasıl bir seçim süreci yaşandı?

Heyecan verici bir seçim süreci oldu. Nezaket ortamını fazla bozmadık. Bazı haberler çıktı, üzüldüğümüz, gereksiz hissettiğimiz noktalar oldu ama heyecanını hissettik. Üç aday vardı ama son sefere kadar iki gerçek adayın ortasındaymış gibi bir hava vardı, o kadar. Biz 162 oy aldık, Şeref Beyler (Cingil) 160 oy, Ali Polat Bey 42 oy aldı. Seçimi demokratik bir şekilde tamamladık. Çarşaf listesiyle girdik, 18 yönetim kurulu üyesi var. Onur’un listesinden üç arkadaşımız yönetim kuruluna katıldı, üç arkadaşımız dışarıda kaldı. 24 delegemiz var, 9’u karşıt listelerden gelecek.

İbrahim Çağlar’ın ataları

‘DEĞİŞİM CUMHURBAŞKANI’NA ALINMAZ’

Parti içinde 14 Mayıs’tan sonra başlayan bir ‘değişim’ tartışması var. CHP’nin büyük kurultayında nasıl bir iktidar istikrarı yaratılacağını anlamak için ilçelerdeki delege seçimlerine özel bir ilgi var. Üsküdar’da adaylar arasında ‘değişimciler’ ile ‘merkezciler’ arasında rekabet mi vardı? Bu tartışmadaki tavrınız nedir?

‘Değişimciler’ ve ‘merkezciler’ güya bir tarafta tasvir ediliyor. Genel siyaset iki kişinin ortasına sıkışmış durumda. Bir yanda merkezci deniyor, Sayın Genel Başkanımızın yanında kalma eğilimi var, diğer yanda değişim isteyen bir hareket var. Ben bu tanımlamaların hepsine karşıyım, şunu belirteyim. Bu kadar sığ bir politika görüşüyle ​​bu durumun ortadan kalkmayacağı kanaatindeyiz. Evet parti olarak bir değişime, bir yeniliğe ihtiyacımız var. Bizim görüşümüz bu taraftadır, bu açıktır. Ancak biz sıfırdan insan olduğumuz için bu değişimin bireylerin başına gelmemesini amaçlıyoruz. Yapısal bir değişikliğe ihtiyacımız var. Popülist politikalar izlenmelidir. “O’ist” veya “Bu”ist olarak tanımlanmayı sığ buluyoruz.

Sayın Kemal bizim genel liderimizdir. 14 Mayıs ve 28 Mayıs süreçlerinde Sayın Kemal’in Cumhurbaşkanı olması için sahada var gücümüzle çalıştık. Çok istedik, çok yakıştı. Maalesef olmadı. Daha sonra bazı kişiler, seçimin kaybedilmesinin sorumluluğunu sadece Sayın Genel Başkanımıza yüklediler. Buna mutlaka katılmıyoruz. Bunun sonucunda parti olarak seçimlere girdik. Değişim genel lider değişimine indirgenemez. Sosyal demokrat ve sol bir parti olarak liderlerimizi biz seçiyoruz. Parti siyaseti kişiliklerin değişmesiyle değişmemelidir. Yarın bir gün kongremiz olacak, adaylar çıkacak, genel lider en demokratik şekilde seçilecek. Genel liderin gözündeki bir değişimden bahsetmiyoruz, zihinsel bir değişimden, yapısal bir dönüşümden bahsediyoruz.

‘SEÇİM ÖNCESİ EN DEMOKRATİK YÖNTEM’

Yapısal dönüşümü biraz açabilir misiniz?

Mesela tüzük kurultayımız olacak, her zaman ‘Ön seçim yapılsın’ diyoruz. Biz bunun savunuculuğunu yapıyoruz. Yerel veya genel ön seçim bazen tatmin edici olmayan sonuçlara yol açabilir. Sonuçta belli grupların etrafında dönen bir siyaset var. Hangi partiye giderseniz gidin maalesef bu böyle. Bu anlamda gerçekçi sonuçlar vermeyebilir. Bu anlamda biraz tehlikeli olsa da ne olursa olsun en demokratik formülün bu olduğunu düşünüyoruz. Üsküdar’da üç dönem seçimleri kazanamadık. Bu seçimi kazanamamanın nedenleri var. Bu sebeplerden biri bazı seçimlerde kendi içimizden, örgütten birini aday gösteremiyoruz.

Örgütlenme modeli solcu ve sosyal demokrat yapılara karşı olmakla birlikte merkezi bir yapıya sahiptir. Bu yüzden ana organizasyon modelinin aşağıdan yukarıya olması gerektiğini söylüyoruz. Üst partilerin bunları dinlemesini savunuyoruz. Bu yapısal dönüşüm dediğimiz şeylerden biri. Yerel halkın, hatta vilayetlerin hepsinin kendine has farklı özellikleri var. Bir politika planının Türkiye’nin her yerinde aynen uygulanması mümkün değildir. Siyaseti farklı pratiklere dönüştürmek gerekiyor.

’50+1’İN KAZANDIĞI DÖNEMDE BİRLİKTELİK ÇOK ÖNEMLİ’

CHP’yi solcu ve sosyal demokrat bir parti olarak tanımladınız. Seçim döneminde Altı Masa ve ittifaklarla en çok tartışılan konulardan biri de CHP’de eksen kayması olup olmadığıydı. Bu ittifak politikasını ve eleştirileri nasıl yorumluyorsunuz, eksen kayması yaşandığını düşünüyor musunuz?

Bana göre siyaset çoğulcu ve katılımcı olduğu sürece ilkeli olabilir, ilkelerden vazgeçilmediği sürece birlik sağlanabilir. Eğer burada ‘ilkelerden vazgeçildi, sapmalar oldu’ gibi bir niyet varsa ben buna açıkça karşıyım. Ama 50+1’in kazanacağı bir dönemde ortaklıklar vazgeçilmezdir. Bunu yapmama şansınız yok. Bugün iktidar partisi de, diğer partiler de bu ittifakları kurmadan seçime gidemez. Sağ görüşlerin hakikat eğilimi eleştirilerine katılmıyorum. Böyle bir şey yok. Bizim unsurlarımız, ne istediğimiz uzun zamandır belliydi.

CHP Üsküdar İlçe Binası girişi

’39 AVUKAT VE BAZI NOKTA İSİMLER ELEŞTİRİLEBİLİR’

Seçim sonuçlarının ardından CHP’nin DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve Demokrat Parti’nin Altı Tablodaki listelerinden alınan milletvekili sayıları da eleştiri konusu oldu.

İttifaklar oluşturulurken çok fazla taviz verilmiş olabileceğini düşünüyorum. 130 milletvekilimiz var, ayrıca 39 ittifak milletvekilimiz var. Bunu eleştirebiliriz. Genel Merkezin söylediği her şey mutlaka kabul edilebilir değildir. Bir de heyet ve kongre sürecini de yaşadık. Tabii burada bir pazarlık süreci var. Bu, rasyonellik olmasa bile gerçekliktir. Seçimde ne soruldu, ne verildi bilmiyoruz ama eğer bir ittifak kuruyorsanız ve güçlerinizi birleştiriyorsanız, yönetime geldiğinizde o misyonu, yetkiyi ve sorumluluğu ittifak ortaklarıyla aynı biçimde paylaşmak zorundasınız. . Sanırım bu yazıda düşünceler vardı. 39 milletvekili ve bazı isimlerle ilgili sorunlu bir süreç yaşadık. Önceki siyasi hayatlarında bir şekilde bizden çok farklı bir politika izleyip listemizden aday olan bazı keskin kafalı isimlerden veya değerli milletvekillerimizden bahsediyorum. Ancak her seçimde her şeyin doğru yapılması beklenemez. Hatalar mutlaka olacaktır. Bu hatayı kabul etmek bence en büyük erdemdir. Öte yandan seçim sürecinde daha fazla doğruluk payı olduğunu düşünüyorum. Herkes Altılı Masa’yı birleştirmenin ne kadar zor olduğunu biliyordu. Sayın Genel Başkanımız bunu bir şekilde başardı. Eğer bu seçimi kazansaydık bunların hiçbiri konuşulmayacaktı. Tabii bu huzursuzluk kaybettiğiniz yerde oluyor.

‘ÜSKÜDAR’DA ADAYLARIN ORGANİZASYONDAKİ SORUMLULUKLARI ÇOK ÖNEMLİ’

Üsküdar’da 2019 seçimlerinde AK Parti 159 bin, CHP ise 150 bin oy aldı. 2014 seçimlerinde 9 bine yakın fark vardı. Üsküdar’da 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu, Recep Tayyip Erdoğan’dan daha fazla oy aldı. Bu sonuçlara göre Üsküdar, CHP’nin tek başına girdiğinde az farkla kaybettiği, ittifakla girdiğinde ise kazanabileceği bir ilçe. Dolayısıyla Mart 2024’te yapılacak belediye seçiminde hem adayın hem de ittifakların belirleyici olmasını bekleyebiliriz. Sizce bu süreç nasıl işlemeli?

İlçe Başkanlığı seçim sürecine giderken Üsküdar’ın 33 mahallesini tek tek gezerek, yapmak istediklerimizi anlattık. Onlardan teklif aldık. Bu nedenle ana organizasyonların mahallelerin huzurunda olmasını ve onların görüşlerini almasını çok önemsiyoruz. Sonuçta ilçeyi oluşturan, ilçenin sakinleridir. Onun için biz Üsküdar’da yerel seçime giderken ön seçimin de yapılmasını istiyoruz. Üsküdar’da daha önceki seçimlerde ilçenin muhafazakar yapısı dikkate alınarak adaylar seçilmeye çalışılmıştı. Ancak genel merkez tarafından bu tür yaklaşımlar sadece örgüt içinden yapılıyordu. Bilgiye dayalı, bilgiye dayalı siyaset yapmak istiyoruz. Bazı bilgiler bize durumun böyle olmadığını söylüyor. Üsküdar’da seçmenin oy kullanma eğilimi çok değişkenlik gösteriyor. Üsküdar’dan çıkacak belediye başkan adayının duruşu, organizasyondaki tepkisi, Üsküdar’daki tepkisi çok değerli. Adayın herkesin fikri alınarak belirlenmesi gerektiğini düşünüyoruz. O yüzden mutlaka ön eleme sistemini istiyoruz. Daha önce hata yapmamak adına böyle bir gereklilik ortaya çıkıyor. CHP Üsküdar’ın kabul edebileceği, en çok destek verebileceği kişiyi örgüt içinden çıkaracağız, tüm eylem planımız ve telaffuzumuz bu durumda olacak.

Peki Üsküdar’da ön seçim yapılmadan Genel Merkezin takdiriyle aday belirlenirse nasıl tepki verirsiniz?

Karargâhla görüşmelere hızla başlıyoruz. Genel Başkanımızla, büyüklerimizle Karargahta buluşuyoruz. Yolda oradan oraya gidip onlara derdimizi anlatıyoruz. Geçmişte yapılan hatalardan dolayı Genel Merkezin de bize destek vereceğinden eminim. Çünkü biz Üsküdar’ı almak istiyoruz, bu Karargah tarafından da bellidir, bizim için de bellidir. Amaç tek ise kimsenin bu niyetinden sapacağını düşünmüyorum. Diyelim ki oldu, sonra müzakereler başlayacak ve o dönemde Genel Merkezi ikna edebileceğimizi düşünüyoruz.

‘ÜSKÜDAR’DA EV ALINARAK İKTİDAR TEHDİTİNİ ORTADAN KALDIRACAĞIZ’

Üsküdar’ın partiler için de sembolik bir anlamı var. Erdoğan, 2018 Genel Seçimlerinde ‘Atı alan Üsküdar’ı geçti’ diyerek zaferini ilan etti. Son genel seçimlerde siyasetçiler bu atasözünü kullandılar. İlçe Milli Görüş hareketi açısından da farklı bir anlam taşımaktadır. CHP’nin 9 bin oyla kaybettiği 2019 seçimlerinde Saadet Partisi de eski Belediye Başkanı Yılmaz Bayat’ı aday göstererek 15 bin oy aldı. 14 Mayıs Seçimlerinde Saadet Partisi ile işbirliği önümüzdeki yerel seçimlerde Üsküdar’da yapılabilir mi?

Neden? Bence olabilir. Bu sefer atı alacak olan biz olacağız, merak etmeyin. Sayın Başkan Üsküdarlı, Sayın Meral Akşener Üsküdarlı, Refah Partisi yine mutlaka aday çıkarmak isteyecektir. Üsküdar her partinin ilk alınmasını istediği ilçelerden biri ve Cumhurbaşkanı 28 Mayıs’taki seçim sonrası yaptığı konuşmada “Üsküdar’ı ve İstanbul’u alacağız” sözlerini kullandı. Üsküdar’ın ne kadar kıymetli olduğunu kendi konuşmalarından anlıyoruz. Ancak Üsküdar, Sayın Cumhurbaşkanımız için olduğu kadar bizim için de değerlidir. Çünkü Üsküdar’da iktidara susadık. Atı alarak bu susuzluğu gidereceğiz. Bu anlamda ortaklıklar ve ittifaklar değerlidir. Ancak bunun nasıl bir şekil alacağını şu anda tahmin etmek zor.

‘YEREL YÖNETİMLER İKİ DÖNEM ÇALIŞMALI’

İBB Lideri Ekrem İmamoğlu’nun ismi hem Cumhurbaşkanlığı adaylığı hem de CHP Genel Başkanlığı için geçti. Geçtiğimiz dönemde Mart ayında yapılacak seçimlerde tekrar İBB’ye aday olacağını açıklamıştı. Kılıçdaroğlu, İmamoğlu’nun bir dönem daha İBB Başkanı olacağına dair sözler de verdi. İmamoğlu’nun İBB adaylığını nasıl yorumluyorsunuz?

Yerel yönetimlerin en az iki dönem görevde kalması gerektiğini düşünüyorum. Bu kadar büyük bir metropolün tıpkı siyasette olduğu gibi en az 2 devre yani 10 yıl gitmesi gerekiyor. Aksi halde işiniz kesintiye uğrayabilir. Gerçek politikalar yapıldığı sürece, halka dokunulduğu ve ihtiyaçlar karşılandığı sürece iktidar ayakta kalabilir. Ekrem Lider’le İstanbul’u yeniden ele geçireceğiz.

Son olarak İlçe Başkanı seçiminde kardeşinizin siyasi kimliği öne çıktı.

Ben 81 doğumluyum, kardeşim 88 doğumlu, arada 7 yılımız var. Evet kardeşim AKP’li. Hatta iki dönem önce Bahçelievler’de ilçe başkan yardımcısıydı. Beş parmak bir değil. Bunlar kongre sürecindeki bel altı darbeleriydi, başka şeyler de vardı. Akrabalarının ortasında ve çevresinde farklı kesimlerden insanlar yok mu? Bugün AKP’den ve YETERLİ Parti’den çok sevdiğim arkadaşlarım var. Sonuçta uyum içinde yaşamaya çalışıyoruz. Kimseyi dininden, dilinden dolayı ayırmayacağız diyoruz, bu partiden olduğu için mi ayıracağız? O benim kardeşimdir, ruhumdur, karaciğerimdir. Onu çok seviyorum, hep birlikteyiz ama politik olarak farklı düşünüyoruz, bu normal. Nasıl ki farklı parti ve mezheplerden insanlarla tartışıyorsak, genel siyasetin geriliminin de ailede, ikimizin ortasında olması olağan bir durum. Zaman zaman ayağa kalkıyoruz ama sonuçta kardeşiz. Ulusal politikada da bu böyle olmalıdır. Evet, ortada tartışıyoruz, birbirimizi kırıyoruz, kalp kırıklıkları yaşadık ama sonuçta ne ölçüde? Bir bakıma gönül almayı bileceğiz. Bu benim gerçeğim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu